Yüksek faiz ortamının beklenenden uzun sürmesi, varlık yönetiminde risk dağılımı ve vade yapısı tercihlerini yeniden şekillendirdi. Bu notta, geçmiş döngülerden çıkarılan derslerin bugünkü karar alma süreçlerine nasıl yansıdığı ele alınıyor.

2013 notunda tarif edilen ayrışma bugün yeniden ve daha keskin biçimde karşımızda: dış dengesi güçlü ekonomiler ile finansman ihtiyacı yüksek ekonomiler arasındaki makas, sıkılaştırma döngülerinin klasik bir sonucu olarak tekrar açıldı. Bu, yeni bir örüntü değil — daha önce de görülmüş, veriyle defalarca doğrulanmış bir mekanizmanın tekrarı.

2020 notunda işaret edilen olağanüstü müdahalelerin çıkış takvimi meselesi de beklendiği gibi belirleyici oldu: bilanço küçültme süreci, ilan edildiğinden daha kademeli ve daha uzun sürdü. Piyasalar bu yavaşlığı zamanla fiyatladı; sürpriz, hızda değil, sürecin ne kadar uzun tolere edilebildiğinde yaşandı.

Döngüler tekrar etmez ama kafiyeli iler; aynı mekanizma, her seferinde biraz farklı bir zamanlamayla çalışıyor.

Bugün itibarıyla portföy dengelemesinde öne çıkan öncelik, vade yapısını kısaltmak değil, vade yapısı içinde esneklik payı bırakmaktır. Sıkılaştırma döngülerinin sonu genellikle ani değil, kademeli biçimde geldiği için, pozisyonun tamamını tek bir senaryoya kilitlemek yerine, farklı normalleşme hızlarına uyum sağlayabilecek bir yapı kurmak daha isabetli görünüyor.

On beş yılı aşan bir gözlem penceresinden bakıldığında, tekrar eden asıl unsur belirli bir seviye ya da zamanlama değil, döngünün kendisidir: genişleme, sermaye akımı, sıkılaştırma, yeniden dengelenme. Bu arşivin amacı da zaten budur — her dönemin kendi diliyle, aynı döngünün nasıl yeniden yazıldığını kayıt altına almak.